İçeriğe geç

Garaj ingilizcesi ne ?

Garaj İngilizcesi Nedir? Bir Dil Macerası

Her birimizin hayatında bir dönem, yabancı bir dili öğrenmeye çalıştığı bir an vardır. Kimisi kursa yazılır, kimisi uygulamalara yüklenir, kimisi de “ben doğal bir yetenekle doğmuşum” diyerek, sokak dilinde pratik yapmaya çalışır. Ama bir de var ki, garaj İngilizcesi denen bir şey var… Evet, evet, tam olarak o. Hani senin bildiğin İngilizceyle, “benim bildiğim İngilizce”nin buluştuğu, her şeyin karıştığı, birazcık belki de komik bir dil.

İzmir’de yaşıyorum ve bazen bana gelen yabancı turistlerle iletişim kurarken garaj İngilizcesi’ni öyle güzel kullanıyorum ki, kendimi bazen bir dil dehası gibi hissediyorum. Ama sonra düşündüğümde, aslında sadece bir dil kazası! İşte Garaj İngilizcesi de bu: Amaç bir şey anlatmak, ama bazen yanlış kelimelerle, garip cümlelerle ve “benim bu işte çok yolum var” havasıyla ortaya çıkan bir dil karmaşası.

Garaj İngilizcesi’nin İlk Belirtileri: “Pardon, English?”

Bazen, bir restorana gidiyorum, garson Türk ama İngilizce bilmemek gibi bir lüksü yok. Tabii ben de “Garaj İngilizcesi”ni devreye sokuyorum:

Ben: “Excuse me, can I have… uhh… how do you say… I mean… I want to drink tea.”

Garson: “Sıcak mı istersiniz, soğuk mu?”

Ben: Hah, başarmış olabilirim!

İç sesim: “Tabii ki, bir dilci gibi… ‘I want to drink tea’ ne kadar da doğal!”

Ama tabii sonra, garson bir cümle daha kurar ve içimde bir kaygı belirir: “Geriye gidiş, hep geri gidiş…” Garaj İngilizcesi denen şey tam da bu; hep bir adım atıp, sonra geriye düşmek. Öyle garip bir his ki; sanki bir dilde ilerleme kaydetmek yerine, hep bir ‘şu an anlamıyorum ama komik olmalı’ durumuna düşüyorsun.

Garaj İngilizcesinin Efsanevi Kullanımı: Kendi Kendine Söylemek

Garaj İngilizcesi’nin bir diğer sık görülen durumu ise iç sesle devam eder. Yani, karşındaki insanla iletişimde, biraz da kafa karışıklığı ile kendi kendine konuşuyorsun. Şöyle bir örnek vereyim:

Ben: “I need a coffee, uhh… black, no sugar… ah, just a little sugar, but no milk, please.”

Kafamda: Yani, az mı, çok mu, biraz mı? Fark etti, bak, yanlış söyledim…

Garson: “So you want coffee with no milk, but sugar?”

Ben: Evet! Tam olarak o!

Sonra, bir kenara çekilip düşünmeye başlıyorum: “Neden bu kadar karmaşık konuşuyorum? Herhalde dünyanın en basit siparişini vermek, bana bu kadar zor geldiği için kendimi daha fazla zorlamalıyım.”

Bazen, insan en basit kelimeleri kullanırken bile, kendi beyninde bir “dil sınavı” yapıyor. Aslında bu içsel diyaloglar, Garaj İngilizcesi’ni tam olarak anlatıyor. Ne kadar basit olsa da, bazen gereksiz bir şekilde karışabiliyor.

Garaj İngilizcesi ve Sosyal Hayat: Benim İngilizcem, Senin İngilizcen

Bunu gerçekten çok severim. Özellikle bir arkadaş grubunda, yabancı dil konuşan biri olduğu zaman “ne kadar doğru söyledim acaba” korkusu insanda bir gariplik yaratıyor. Mesela geçen gün bir arkadaşımla buluştum, o İngilizce’yi profesyonelce konuşuyor, ben de Garaj İngilizcesi’ni dibine kadar kullanıyorum.

Arkadaşım: “So, how’s your work going?”

Ben: “Uhhh, very… uh, good… but sometimes… how can I say… I feel little busy.”

Arkadaşım: “Little busy? Is that even a thing?!”

Ben: “Yes! I mean… not so much… but, you know… little bit!”

Hani işte böyle… Garaj İngilizcesi, “Bence burada neredeyse doğru söyledim” dedikten sonra, geri dönüp “Yok, yanlış oldu galiba” diyebileceğiniz bir hal alıyor. Ama, dediğim gibi, burada önemli olan o dil kazası değil, o dil kazasının yarattığı neşeli kaos!

Garaj İngilizcesi ve Gerçek Hayat: Bir İletişim Kabusu mu?

Tabii, Garaj İngilizcesi bazen, olayları komik hale getirse de, pratikte biraz işin ciddiyetini kaybettirebiliyor. Mesela bir gün bir iş görüşmesinde, her şey çok ciddi, herkes gözlüğünü takmış, işin teknik kısmına geçilmiş, ben de Garaj İngilizcesi’ni çaktırmadan devreye sokmuşum.

İş görüşmesi: “So, we need to understand how your background in software development can help us…”

Ben: “Yes, I am… how to say… experienced for this area. I do many… projects with success… you know… like this.”

Gerçekten, o an düşündüm: Bunları nasıl söylüyorum? Gerçekten mi? Kendi gözlerimle görüyorum ve bu cümle doğru değil! Ama o an, iç sesimden yükselen bir kahkaha duydum. Evet, o garip cümleler bazen işin komik kısmıydı, ama aynı zamanda bir rahatlamaydı. Çünkü Garaj İngilizcesi işte böyle anlarda çok işe yarıyor; kendinizi hem becerikli hem de biraz komik hissediyorsunuz.

Sonuç: Garaj İngilizcesi ve Dilin Evrimi

Garaj İngilizcesi, aslında dil öğrenme yolculuğunun tatlı ve biraz da komik bir aşaması. Bu dilin içine karışan hatalar, yanlış kelimeler, kaybolan cümleler bir yana, hayatın bazen tam da bu karışıklıklarda güzel olduğunu unutmamalıyız. Dilin özü, iletişimde kalmaksa, Garaj İngilizcesi de bu sürecin bir parçasıdır. Her ne kadar “çok doğru” olmasa da, biraz eğlenmeyi de unutmayalım!

Sonuçta, Garaj İngilizcesi’nin de bir yeri var. Hepimizin bir dilde ilerlemeye çalışırken, arada kaybolan cümleler ve komik anlar olacak. Ama eminim ki, bir gün bu da çok düzgün konuştuğumuzda gülüp geçeceğimiz anılardan biri olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://grandoperabetgiris.com/tulipbetgiris.org