İçeriğe geç

İskorpit balığı kaç TL ?

İskorpit Balığı Kaç TL? Bir Balık Tezgâhının Önünde Başlayan O Acayip Akşam

Herkese merhaba! Bu yazımızda “İskorpit balığı kaç TL” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.

Kayseri’de büyüyünce insan denizi biraz hayal gibi düşünüyor. Çocukken duvar takvimlerinde gördüğüm o mavi kıyılar gerçek değilmiş gibi gelirdi bana. Bizim burada rüzgâr farklı eser çünkü. Deniz kokusu yerine pastırma kokusu gelir bazen sokak aralarından. Kış sert geçer, insanlar sert görünür ama içleri sıcaktır. Yine de bazı akşamlar insanın içinde açıklayamadığı bir eksiklik oluyor.

Geçen ay tam da öyle bir akşamdı.

İşten çıkmıştım. Hava ayazdı. Eve dönmek istemiyordum nedense. Telefonun ekranına boş boş bakıp yürüyordum sadece. Son birkaç haftadır içimde garip bir sıkışma vardı. Sanki hayat aynı günün tekrarından ibaretti. Sabah kalk, işe git, akşam dön, biraz müzik dinle, sonra uyu.

Bazı insanlar buna düzen diyor ama ben bazen buna kaybolmak diyorum.

Balıkçıya Neden Girdiğimi Hâlâ Bilmiyorum

Normalde çok balık yiyen biri değilim. Hele Kayseri’de büyüyen biri için balık biraz özel gün yemeği gibi oluyor. Ama o akşam Cumhuriyet Meydanı’nın aşağı tarafındaki küçük balıkçı dükkânının önünden geçerken durdum.

Cam buğulanmıştı. İçeride sarı ışık vardı. Bir adam tezgâhta balıkları diziyordu. Nedense içeri girmek istedim.

Belki sıcaklık hoşuma gitti.

Belki yalnız hissettim.

Belki sadece birinin “Hoş geldin kardeşim” demesine ihtiyacım vardı.

Kapıyı açınca ağır bir deniz kokusu vurdu yüzüme. Çocukluğumdan kalma eski tatil anıları gibi. Babamla bir kere Mersin’e gitmiştik yıllar önce. O an onu hatırladım.

İnsan bazen bir kokuyla yıllar öncesine gidiyor gerçekten.

“İskorpit Balığı Kaç TL?”

Tezgâhta kırmızıya yakın, dikenli, biraz ürkütücü görünen bir balık dikkatimi çekti. İsmini bilmiyordum önce.

Balıkçı abi fark etti baktığımı.

“İskorpit o,” dedi.

Başımı salladım ama hiçbir fikrim yoktu açıkçası. Sonra istemsizce sordum:

“İskorpit balığı kaç TL?”

Adam fiyatı söyledi ama dürüst olayım, o an rakamdan çok ses tonu kaldı aklımda. Yorgun ama sakin konuşuyordu. Sanki bütün gün aynı soruları cevaplamıştı.

Ben ise balığa bakmaya devam ettim.

İlginçti gerçekten. Çirkin sayılabilecek kadar sert görünüyordu ama bir yandan da dikkat çekiciydi. Tam o sırada kendi hayatımı düşündüm. Son zamanlarda ben de biraz iskorpit balığı gibiydim galiba.

Dışarıdan dikenli.

İçeriden yorgun.

Ve kimsenin tam olarak yaklaşmak istemediği biri.

İnsan Bazı Dönemler Kendini Kimseye Anlatamıyor

Son birkaç aydır arkadaş ortamlarından uzaklaşmıştım. Sürekli “iyiyim” diyordum ama değildim. En kötüsü de neyin yanlış olduğunu tam anlatamıyordum.

Bir ayrılık yaşamıştım birkaç ay önce.

İnsan bazı ilişkilerin biteceğini biliyor aslında ama yine de hazırlanamıyor.

Mesela onunla ilk kez yağmurlu bir günde yürümüştük. Elimi tutuşu hâlâ aklımda. Sonra bir gün hiçbir şey olmamış gibi yabancı olduk.

Bu kısmı hâlâ canımı yakıyor.

Balıkçıdaki o sessiz anın içinde bunların hepsi bir anda kafama üşüştü.

Adam “Çorbası çok güzel olur” dedi iskorpit için.

Ben de “Öyle mi?” dedim.

Aslında konuşmak istemiyordum ama konuşulmak istiyordum galiba.

Bir Kilo Balık Bazen İnsana İyi Gelebiliyor

Hiç planım yokken yarım kilo iskorpit aldım.

Eve yürürken poşetten hafif bir deniz kokusu geliyordu. Hava buz gibiydi ama içimde tuhaf bir sıcaklık oluşmuştu.

Belki saçma gelecek ama uzun zamandır ilk kez kendim için bir şey yapmış gibi hissettim.

Çünkü son zamanlarda hep otomatik yaşıyordum. Yemek söyle, telefonu kurcala, uyuyakal.

Ama o akşam mutfağa girdim. İnternetten iskorpit balığı tarifi baktım. Soğan doğradım. Sarımsak ezdim. Tencerenin buharı yükselirken camlar buğulandı.

Ve uzun süre sonra ilk kez kafam sustu.

Yemek Yaparken Ağladım

Bunu çok kişiye anlatmam.

Ama o gece gerçekten ağladım.

Öyle büyük bir kriz gibi değil. Sessiz sessiz.

Tam limon sıkarken oldu. Bir anda gözlerim doldu.

Çünkü insan bazen sadece yoruluyor.

Her şeyi güçlü taşımaktan yoruluyor.

Sürekli normal görünmeye çalışmaktan yoruluyor.

Ve mutfakta yalnız başına yemek yaparken bütün o bastırılmış şeyler ortaya çıkıyor.

Tencerenin kapağını açtım. Buhar yüzüme vurdu. O an içimden şu geçti:

“Hayat gerçekten şu an olduğu kadar mı?”

Bu soru birkaç gündür hâlâ peşimi bırakmıyor.

İskorpit Balığının Tadı Beklediğimden Farklıydı

Dış görünüşüne göre sert bir tadı olacak sanıyordum ama şaşırtıcı şekilde yumuşaktı.

İnsanlar da biraz öyle değil mi zaten?

En sert görünenlerin içinde bazen en kırılgan taraflar oluyor.

Sitemizden Önerilen: İran'da tıp fakültesi kaç yıl sürer ?

Ben bunu geç öğrendim.

Üniversitedeyken hep neşeli görünürdüm mesela. Sürekli espri yapan bendim. Kimse geceleri günlük yazdığımı bilmezdi. Kimse bazı geceler sabaha kadar tavana baktığımı bilmezdi.

Şimdi 25 yaşındayım ve hâlâ bazı şeyleri çözemedim.

Galiba yetişkinlik biraz da bu.

Her şeyi biliyormuş gibi yaparken aslında hiçbir şeyden emin olmamak.

Babam Telefon Açtı O Gece

Tam yemek yerken babam aradı.

“Ne yapıyorsun oğlum?” dedi.

“Balık yaptım,” dedim.

Sessizlik oldu.

“Kayseri’de balık mı canın çekti?” diye güldü.

Ben de güldüm.

Sonra nedense sesim titredi biraz.

Babalar bazen anlıyor çünkü. Hiçbir şey söylemesen bile anlıyorlar.

“İyi misin?” diye sordu.

İnsan en çok bu soruda zorlanıyor.

“İyiyim” dedim yine.

Ama keşke bazen insanlar “iyi değilim” diyebilmeyi öğrenebilse.

İskorpit Balığı Kaç TL Diye Aratan İnsan Aslında Başka Şeyler de Arıyor Olabilir

Şimdi düşünüyorum da insanlar internette sadece fiyat aramıyor.

Bazen bir akşam yemeği fikri arıyor.

Bazen eski bir anıyı.

Bazen deniz özlemini.

Bazen de sadece kendini oyalayacak küçük bir şey.

Ben o akşam aslında iskorpit balığının kaç TL olduğunu değil, biraz olsun iyi hissetmeyi arıyormuşum galiba.

Çünkü insanın bazı boşluklarını para doldurmuyor.

Hatta bazen sıcak bir çorba, sessiz bir mutfak ve eski bir şarkı daha iyi geliyor.

Kayseri’de Gece Başka Sessiz Oluyor

Yemekten sonra camı açtım biraz.

Soğuk hava içeri doldu.

Sokakta araba sesi azdı. Uzaktan bir köpek havladı. Telefonum masada ters duruyordu. Kimse yazmıyordu.

Eskiden bu yalnızlık hissi beni korkuturdu.

Şimdi bazen alıştığımı düşünüyorum.

Ama alışmak iyi bir şey mi emin değilim.

O gece günlüğüme uzun uzun yazı yazdım. Sayfanın ortasında sadece şu cümle vardı:

“Bazı insanlar hayatına deniz gibi giriyor ama giderken geride sadece tuz bırakıyor.”

Biraz dramatik biliyorum ama o an tam olarak öyle hissettim.

Bazı Akşamlar Küçük Şeyler İnsan Hayatında İz Bırakıyor

Şimdi dönüp bakınca o akşamın çok büyük bir olay olmadığını biliyorum.

Bir balıkçıya girdim.

İskorpit balığı kaç TL diye sordum.

Yarım kilo balık aldım.

Evde yemek yaptım.

Hepsi bu.

Ama bazı geceler insanın içinde görünmeyen şeyler oluyor.

Dışarıdan sıradan görünen anlar içeride kırılma noktası gibi hissediliyor.

Belki de büyümek biraz böyle bir şey.

Koca hayat değişimlerinin sessiz anlarda gerçekleşmesi.

Kimsenin fark etmediği küçük akşamlarda.

Bir balık tezgâhının önünde.

Ya da eve yürürken cebinde anahtar sesleriyle.

Şimdi hâlâ ara sıra balıkçıya uğruyorum. O adam beni tanıyor artık. Geçen gün yine güldü:

“İskorpit vereyim mi?” dedi.

Ben de güldüm.

“Ver abi,” dedim.

Çünkü bazı tatlar sadece yemek değil, hatıra oluyor.

Ve insan bazen iyileşmeye hiç beklemediği yerden başlıyor.

Kartanesimodaevi olarak “İskorpit balığı kaç TL” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://thedasforum.com https://atasehirmarmaris.com.tr https://aksuotokurtarici.com.tr Sitemap
https://grandoperabetgiris.com/tulipbetgiris.org