“Hanım” Filmi Ne Anlatıyor? Nostaljinin Sıcak Battaniyesi Mi, Yoksa Sınıfsal Körlüğün Estetik Maskesi Mi? Ben bu filme kızgınım — çünkü “Hanım”, tam da en kırılgan yerimize, geçmişe duyduğumuz o tatlı acıya dokunurken bir yandan da bugünün seyircisini rahatça sırtını yaslayacağı bir koltuğa oturtuyor. O koltuk, İstanbul’un kaybolan zarafetinin vitrininde parlıyor; ama vitrine bakarken vitrinin ardındaki emeği, yoksulluğu, sınıf gerilimlerini fluya itiyor. Evet, Halit Refiğ imzası; evet, Yıldız Kenter’in çıplak bir zarafetle kurduğu o sarsıcı yalnızlık alanı. Fakat tüm bunlar, filmin muhafazakâr nostaljiye yaslanan ve kadın bedenini “asil yalnızlık” alegorisine indirgeyen tercihlerini aklamaya yeter mi? Tartışalım. Önce çıplak gerçek: “Hanım”ın omurgası…
8 Yorum